
Denizin ortasından doğan ada : Rodos adası, Yunanistan’a bağlı olan 12 adadan (“dodeca/on iki” ve “nesos/ada” ) en büyüğüdür. UNESCO tarafından “kültürel miras” olarak koruma altına alınan adanın, doğusunun Akdeniz’e batısının, Ege denizine kıyıları vardır. Konumu ve yılın her günü güneş alan sahilleri, St. John şövalyelerinin izlerini taşıyan tarihi güzellikleri ile dikkat çekici bir yerdir. Mitolojik tanrıların Rodos adasını, denizin içinden güneş tanrısı “Helen” için yaratıldığına inanılan bir çok efsane ile Rodos Adası, yılın her mevsimi gezmek ve keşfetmek için çok güzel bir yer.
Rodos Adası : ana merkez sayılan Rodos şehri ve birçok tatil beldesine sahip bir adadır. Adada genel olarak şövalyelerin izleri vardır ve buda adaya çok farklı bir hava katmaktadır. Rodos halkının yıllardır geçimlerini turizmden kazanmalarından dolayı tatil adına arayabileceğiniz her şeyi size sunmuşlardır.
Rodos şehri : Rodos’ta görülebilecek bir çok yer var. Evleri, dar sokakları ile her yeri ayrı bir güzel. Ancak özellikle görülecek yerlerin arasında; Apollon Tapınağı, Mandraki Limanı ve Antik Tiyatro’dur. Ada’da St. John Şövalyeleri’nin izleri hale sürmekte olduğunun ispatı olan caddeler, kiliseler, saraylar ve Türk adını taşıyan camiler görülmeye değer yapılar arasında yer alıyor.
Daha ilk bakışta bile anlaşılabilecek şekilde “Eski şehir” ve “Yeni şehir” olmak üzere Rodos şehri ikiye ayrılır. Genellikle Rodos Adası’nda Eski Şehir ziyaretçilerin dikkatini çeker.
Eski Şehir : Ortaçağa ait 6 kapıdan oluşan bir kalenin içine kurulmuş bir şehirdir. Yüzyıllar önce yaşanmış olaylar, atlı şövalyelerin gezdiği dar sokaklar, kalenin mistik havası ve içerisinde bulunan yapıları ile ilgi çekmektedir.
