
Bozcaada, feribottan iner inmez kalış sürenizi uzatmaya karar verdiğiniz ender yerlerden biri. Sebebi çok açık, kıyı boyunca yürüdüğünüzde etrafınızı yüksek, çirkin bir betonlaşma sarmıyor. Solunuzda restoranların çevrelediği şirin bir liman, sağınızda muhteşem bir kale… Yürümeye devam ettiğinizde birkaç dakika içinde kendinizi bir Osmanlı kasabasının dar arka sokaklarında buluyorsunuz. Eskiye dair pek çok şeyi hâlâ görmek sizi buraya bağlıyor. Çok eski değil, 1980’lere kadar Bozcaada turistik rotaların dışındaydı. Günümüzde ise çok popüler. Ağustos sonu adanın en iyi zamanı, rüzgar sizi serinletiyor, güneş daha az yakıyor, balık bollaşıyor.
Bozcaada eski adı Tenedos’u Apollo’nun oğlu Tenes’ten almış. Troya’ya yakın olmanın avantajını yaşamış. Yunan askerleri geri çekilip 10 yıllık Troya Savaşı’nı bitirmek için hile hazırlığını bu adada yapmış. (Homeros’u okumayanlar ya da filmi seyretmeyenler için ufak bir ipucu verelim; Yunanlılar içi asker dolu tahtadan bir at yapıp kalenin kapısına bırakmışlar). Rum nüfusun çoğunlukta olduğu ada, 1923 sonrasında Yunanistan ve Türkiye arasındaki Mübadele’den muaf tutulmuş. Buna karşın 1937’de adaların yeniden silahlandırılmasıyla Rumlar ayrılmaya başlamış. 1974 Kıbrıs Çıkarması sonrasında sayıları iyice azalmış.
Bozcaada çılgın bir tempoyla gezmek yerine, sakinleşmek ve hayatı yakalamak için gidilecek bir yer. Bodrum Kalesi’ni çağrıştıran kalesi mutlaka görülmeli. Kale Bizans döneminde inşa edilmekle birlikte bugün gördüğünüz yapı aslında daha sonraki çağlara ait. Venedikli ve Cenevizli tüccarlar yapım masraflarını üstlenmiş. Padişahların defalarca restore ettirdiği kalenin içinde görülecek pek bir şey yok ama Ortaçağ savaşçılarını ait oldukları ortamda hayal etmek eğlenceli.





Son Yorumlar