This entry was posted on Pazartesi, Temmuz 14th, 2008 at 11:50 and is filed under Kategorilenmemiş. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

|
Datça, Mugla’nın Akdeniz kıyısında yer alan küçük ve şirin bir kasabasıdır. Datça’ya dağların ve şelalelerin arasından kıvrılarak uzanan bir yoldan çam, zeytin, badem ve narenciye agaçlarının eşsiz güzelliği ve mis kokuları arasından geçerek varırsınız. Tüm bu güzelliklerin yanında sizlere yol boyunca Akdeniz’in eşsiz kıyı şeridinin huzurlu görüntüsü eşlik eder.Senenin 365 gününün 300 gününün güneşli geçtiği, Sunsail yatlar ve guletlerin karaya bağlanıp demir attıkları, şirin balık restoranları, alışveriş mağazaları ve hastanenin bulunduğu bir liman kasabasıdır
Marmaris’ten 67 km. mesafededir, Datça doğanın bozulmadığı, cennetten bir yer olup, stres ve üzüntüden uzak bir yaşam isteyenler için, ideal bir yerdir. Datça dünyada oksijeni en yüksek yerlerin içinde ikinci gelmektedir.Bu nedenle astım ve kalp yetersizliği çeken kişiler için Datça ideal bir yerdir. Yazın ortalama sıcaklık 35 derece olmasına rağmen genellikle başka yörelerde 25 derecede bile hissedilen bunaltıcı hava burada yaşanmamaktadır. Kuzeyden esen sıfır rutubetsiz rüzgârı sayesinde çok rahat bir şekilde yaşamınızı geçirebilirsiniz, sörf yapabilir, temiz denizde yüzebilir ve dalabilirsiniz.
Datça,yüzlerce yıldır denizle bütünleşen doğal güzelliğiyle,insanların hayranlığını kazanan bir yerleşim birimidir.Döneminin en önemli liman kentlerinden biri olan Knidos’un tarihi ve kültürel zenginliği üzerine kurulu Datçaüzerinde yaşayan Anadolu uygarlıklarının vazgeçilmezlerinden biri.Dorlar, Persler, Atinalılar, Romalılar, Germiyanoğulları ve son olarak da Osmanlı İmparatorluğu bu güzel ilçenin tarihsel birikimine katkı sağlamış.
Datça,Anadolu’nun güney batısında,Gökova ve Hisarönü körfezleri arasında,birbirinden güzel koy ve plajları,pırıl pırıl tertemiz denizi,köklü tarihi,bozulmamış doğası,zengin flora ve faunası,oksijenibol,nem oranı düşük,yılın 300 günü güneşli havası,ılık iklimi ile Akdeniz ve Ege’nin buluştuğu bir cennettir.
Datça’da tatil geçiriyorsanız çevreyi gezmeyi ihmal etmeyin. Deniz, kum ve güneşin alâsı var, ama daha fazlası da var. Datça şehir merkezinden çevre koylara ve Knidos’a dolmuşlar çalışıyor. Hem karadan, hem de denizden. Kendi aracınız yoksa eğer, denizden günübirlik tekne turlarına katılmanızı öneririz. Datça’nın denizi bol balık verir. Etraftaki dağlar da kara avcılığı için uygundur. Olta atmak için de çok uygun kayalıklar bulacaksınız. Sörf meraklıları için de ideal yerdir Datça koyları. Dalma sporuna meraklı olanlar için de denizin dip zenginliği görülmeye değer. Datça’lı bir rehberiniz varsa vadileri, yamaçları aşarak yapılacak zorlu bir yolculuk sonunda Datça Hurması’nı görebilirsiniz. Bu ağaç tam 65 milyon yıl geçmişten gelen bir tür. Yarımadanın en ücra köşelerinden birinde karşınıza çıkıverir. Ama kendi başınıza aramaya kalkmayın, hem bulma şansınız az, hem de çevrede ayı, domuz gibi tehlikeli olabilecek yabani hayvanlara rastlama riski var. Kızlan köyü Gebekum Uzunluğu 7 km’yi bulan kumsalı olan Gebekum denize girmek için çok uygun. Kumsal, rüzgarın da etkisiyle kendisini çoğaltıyor ve yayılıyor. Karşısındaki adaya denizden yürüyerek ulaşmayı sağlayan bir de sığlık oluşmuş, kumul hareketleriyle. Gebekum’da kalınabilecek iyi bir tesis var. Perili Köşk Oteli. Daha çok yatlara hizmet veriyor. Su sporları ve özellikle sörf meraklıları için gerekli teçhizat da bulunuyor. Çevrede balıkçı teknekeleri var. Mevsiminde iyi balık da çıkıyor ama balık lokantası yok. Perili Köşk Otel lokantasından yararlanabilirsiniz. Datça’nın en canlı noktası yat limanının çevresidir. Hergün çok sayıda tekne uğrar bu limana. Teknelere de servis veren her türlü alışveriş yeri dağılmıştır liman çevresine. Hem liman çevresinde, hem de şehir merkezine açılan cadde ve sokaklarda kaliteli lokantalar, renkli barlar bulabileceksiniz. İskele mahallesinde suyu denize bağlı bir minik göl göreceksiniz. Merkeze 3 km uzaklıkta Datça’nın eski merkezi Reşadiye mahallesinde geleneksel Türk taş evleri meraklıları için ilginç olabilir.Selçuklu döneminden kalma camisiyle 7 km uzaklıktaki Hızırşah köyü de unutulmamalı. MÖ. 4. yy’da işletildikleri anlaşılan ve kazı çalışmaları süren Seramik Atölyeleri’ni Eski Datça ile Hızırşah Köyü arasında görebilirsiniz. Özel mülkiyette olan Reşadiye Eski Konak diye adlandırılan ev özellikle iç nakışları ve tavan süslemeleri ile ilgi çekicidir. Ege ile Akdeniz’in buluşma noktasıdır Datça. Marmaris’ten batıya uzanan 70 Km. uzunluğundaki Datça Yarımadası’nın bir yüzü Akdeniz’e, bir yüzü Ege’ye bakar. Knidos antik kentinin bulunduğu yarımadanın uç noktasına gidenler, iç limanın Akdeniz, dış lımanın Ege suları olduğunu bilip, heyecanını duyabilirler bu keyifli coğrafyanın. Datça Yarımadası bir büyük yarımada. Bencik limanından, yarımadanın en dar yerinden başlıyor ve Knidos’a kadar uzanıyor. Haritada koptu kopacak gibi gözüken bu en dar yerin Hisarönü körfezine bakan tarafı Bencik limanı, Gökova körfezine bakan tarafı Bördübet. Arasındaki mesafe 800 metreye kadar iniyor. Bir ara bu dar yeri açıp da Datça’yı ada haline getirmek isteyenler bile olmuş. Tarihin babası Heredot’a göre Perslerin İonia’ya girmesi üzerine Knidos’lular Balıkaşıran Mevkiindeki bu dar kıstağı kazarak yurtlarını ada haline getirmek istemişler. Çok çaba harcamışlar ama yarımada anakaradan kopmamak için direnmiş. Taşları kıranların başta gözleri olmak üzere her yerlerinde onulmaz yaralar açılmaya başlamış. Bunun üzerine vazgeçmişler. Bu inatçı topraklar belki de daha da dirençlidirler artık. Türkçe’nin büyük şairi Can Yücel Datça’da gömüldü de torunu “Dedemi ektiniz mi ?” diye sorduydu. Coğrafya bilgini Strabon “Tanrı çok sevdiği kulunu uzun ömürlü olması için Datça Yarımadası’na gönderir,” demiş. Bu öyle boşuna söylenmiş bir söz değildir. Yörede anlatılan bir öykü Strabon’u doğruluyor: Günümüzden 4-5 yüz yıl kadar önce İspanyol korsanlar Datça’nın açıklarından geçerken gemideki cüzzamlı hastaları atmaya karar vermişler ve yanaşıp Sarıliman Koyu’na bırakmışlar. Ölüme terkedilen cüzzamlılar Datça’nın bol oksijenli havasıyla iyileşmişler, yaraları kapanmış. Emecik Dağı’nın eteklerine bir köy kurup burada yaşamaya başlamışlar. Bu toprakların, bu yurdun insanı olmuşlar. Emecik’te kimse bu hikayeyi hatırlamıyor, dahası böyle bir öyküden hoşlanmıyorlar. Öykü doğru mudur, yakıştırılmış mıdır bilinmez ama Datça’nın havasının insanı sağlıklı kıldığı gerçektir. Belki bu nedenledir ki Dorlar bu bölgede 50’nin üzerinde yerleşim kurmuşlar. 2700 yıl önce yarımadanın nüfusu 70.000’in üzerine çıkmış. Şimdilerde nüfusun 15.000’i bile bulmadığı düşünülürse ne olağanüstü bir uygarlıktan söz edildiği anlaşılır. Son yıllarda Datça yeniden keşfediliyor. Kalabalıktan, gürültüden, kirlilikten kaçanlar Datça’yı ömürlerinin sonuna kadar kalacakları bir mekan olarak belliyorlar. Siz de Datça’yı günübirlik bir uğrak yeri gibi düşünmeyin. Yarımadanın etrafında tamı tamına 52 koy bulacaksınız. Kimisine sadece denizden ulaşılabilen bu koylardan biri gün boyu sadece size ait olabilecek. Kalabalık ve plaj arayanlar toplam 13 km uzunluktaki plajlardan birine atabilirler kendilerini. Datça plaj ve koylarındaki denizin güzelliğini, akvaryum duruluğundaki suyunu unutamıyacaksınız. Küçük ve güzel oteller bulabilecek, tekneyle koylarında dolaşabilecek, Knidos antik kentinin etkileyici kalıntıları arasında keşiflerde bulunacak, renkli Datça akşamlarında hoş anılar biriktirebileceksiniz. El sanatları ve pazar yeri Datça Sındı köyünde Kaymakamlık tarafından kursla desteklenen kilimcilik ilgi görüyor. Eski Datça Mahallesinde 1940 yapımı eski okul binası, Kaymakamlık tarafından restore edilmiş ve El sanatları Merkezi’ne dönüştürülmüş. Merkezde Datça’lı kadınların el emekleriyle üretilen kilim, dokuma ve oya işlemeler butiklerde, pazar yerlerinde satılıyor. Su sporları ve dalış merkezleri Datça’da dalış kulüplerinden biri şehir merkezinde, diğeri Datça Aktur’dadır. Dalış yapmak isteyenler bu iki merkezden birini tercih edebilirler. Bunların yanı sıra Özbel mevkiindeki Villa Datça’nın su sporları etkinliklerinden de yararlanabilirsiniz. Yeme-İçme Salyangoz Yemeği Günübirlik tekne turları
MEDUDİYE PALAMUTBÜKÜ KNİDOS ESKİ DATÇA Can Baba’nın yapıtlarının sergilendiği ve Yücel Ailesi’nin ziyaretlere açık tuttuğu ‘Canevi’ni de mutlaka görmelisiniz.Datça’nın ilk kurulduğu yer burası.M.Ö.4.yüzyılda kurulan seramik atölyeleri,yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldı.İskele mahallesi’nden 2.5 kilometre uzaklıktaki sarı sarı tabeladan döndüğünüzde kendinizi “Eski Datça” mahallesinde bulacaksınız.Datça isminin ‘Stadia’ kelimesinden geldiği düşünülüyor.Eski ,Datça’nın mimarisi tamamen yöreye uygun,tüm yapılar taş örgü,sokakları taş kaplama.Eski Datça Mahallesi yaşayanların koruduğu yerlerin nasıl güzelleştiğine tam bir örnek.Bir de alçak gönüllü bir sokağı var:Can Yücel Sokağı…Can Yücel’in evininde bulunduğu Eski Datça arkeologların da kazı merkezlerinden birisidir.Ancak Can Babanın mezarı bu mahallede değil,iskele Mezarlığı’nda bulunuyor.Eski Datça’nın bir diğer özelliğide yel değirmenleridir GEBEKUM ÇİFTLİK LİMANI YELDEĞİRMENLERİ KARAKÖY ÇEŞME KÖY YAZI KÖY YAKA KÖY SINDI KARGI KOYU REŞADİYE KIZLAN KÖYÜ ILICA GÖLÜ
KIZILBÜK ve HAYITBÜKÜ
BENCİK KOYU DOMUZ ÇUKURU EMECİK HIZIRŞAH
Gece Hayatı Datça da geceler her zaman canlı,neşeli ve eğlenceli geçmektedir.Burada her türden insan görebilir ve tanışabilirsiniz.Türkiye’nin hemen her yerinden gelen çeşitli insanlar,değişik eğlence çeşitleri katmışlar ve sonuna kadar Datça da gece hayatını renklendirmişlerdir. Datça’ya Ulaşım
Dalaman havaalanına İstanbul ve Ankara’dan direk uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Dalaman havaalanı Datça’dan 160 km. uzaklıktadır ve havaalanından Marmaris’e kadar servis ile ve daha sonrasını ise saat başı kalkan minibüsler aracılığıyla tamamlayabilirsiniz. Bodrum havaalanına gelmek isteyenler için ise feribot servisi ile Datça’ya 2 saat içinde ulaşma imkanı bulunuyor ancak kesin hareket saatleri sezona ve aylara göre değiştiğinden daha önceden soruşturmada fayda var. Datça Marmaris arası 65 km. ve yaklasik bir saatlik bir yolculuk gerekiyor. Datça İzmir arası ise 330 km. ve 4 saatte İzmir’e ulaşım imkanı var. Datça İstanbul arası ise otobüsler ile yaklaşık 14 saat sürüyor. Bunun dışında Rodos ve Sömbeki adalarından kalkan feribot ve deniz otobusleri ile Datça’ya ulaşmak mümkün. |
2 Responses to “Ege Ve Akdeniz Kesişimi Doğa Ve Deniz ” Datça “”
Leave a Reply


Kasım 6th, 2008 at 18:33
bence çok güzel maanq yani
Kasım 6th, 2008 at 18:34
ben sikime biel takmıyom yani