image

Archive for the ‘Plaj ve Koylar’ Category

Yeşilin her tonunun cömertçe sergilendiği Ayancık mükemmel plajı ve doğal güzellikleriyle Sinop’un en önemli turizm merkezidir.

Ayancık Gezilecek Yerleri

Çangal Dağı

Ayancık’ın en güzel mesire yerlerinden biridir. Harika çam ormanları, rengarek çiçekleri, temiz havası yörenin özellikleri arasındadır. Akgöl yaylasıda burda yer almaktadır.Dört mevsim ayrı bir güzelliği vardır.

Akgöl

Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31.km’sinde, yoldan 5km içeride bulunan Akgöl, 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık köknar ormanları içinden akan iki çayın birleşerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönümlük alanı kaplamaktadır. Gölün yanında orman işletmesine ait bir tesis bulunmaktadır. Günü birlik piknik için uygun olan göl civarındaki orman içlerinde piknik masaları ve ızgara yerleri bulunmaktadır. Çevre ormanlarda yaban domuzu, ayı, kurt, çakal ve tavşan gibi av hayvanları mevcuttur. Akgöl’e ulaşmak için inilen 5km lik yol stabilize olup buradan da İnaltı bölgesine dogru yol devam etmektedir. Bu yol üzerinde bulunan Alabalik Tesisleri, İnaltı Mağarası; safari ve yürüyüşler için de müsaittir. Kış mevsiminin uzun geçtigi bölgede küçük kayak pistleri, yayla , av ve dağ turizmine yönelik tesisler yapılmasına uygun yerler mevcuttur.

Read more »

Sidney Avustralya’daki en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Ülkenin ekonomik dahil her açıdan merkezi olmasına rağmen gerçekte başkenti değildir. Jackson Limanı’nın kıyılarında kurulmuştur.
Sidney Botany Körfezi ile Pittwater arasında yaşayan Darut kabilesinin anayurdu olarak bilinmektedir. Bu sebeple burada tarih öncesinden kalma çok sayıda yerleşmeler bulunmakta; yer isimlerinin de çoğu bu eski yerleşmelerden gelmektedir.

Sidney‘de yaşam 1778 yılında bir sömürge kolonisi olarak başlamıştır ve şehir altmış yıl boyunca İngiliz toplumunun istenmeyen suçlu kişilerini barındırdı. Bu kötü başlangıca rağmen Sidney şu anda dünyaca ünlü bir kültür ve sanat merkezi haline gelmeyi başarmıştır.

Read more »

 

 

Antalya’nın küçük sahil kasabası Kaş, her ne kadar artık gözde bir turizm merkezi olsa da o eski mütevazı güzelliğinden hâlâ bir şey kaybetmedi ve müdavimleri Kaş’tan asla vazgeçemiyor. Gerçekten de Kaş küçük sokakları, begonvilli pansiyonları, her bütçeye uygun otel ve restoranları, lacivert denizi, tekne turları, batık kenti ve mitolojik tarihin önemli eserlerine ev sahipliği yapıyor olmasıyla bir kez gideni bir anda kendine bağlayıverir. Antik çağda insanlar Antiphellos adını vermişler Kaş’a. Aslında Kaş’ın bu adı almasında, komşusu olduğu diğer Lykia kentinin, Phellos’un etkisi de yüksek. Phellos, eski Yunanca’da ‘kayalık yer’ anlamına geliyor. Antiphellos ise; ‘kayalık yerin karşısı’. Kasabanın Kaş adını almasındaki rolü bu kez Meis adası oynuyor. Kıyıdan Meis’i seyredenler onu insan gözüne benzetirlermiş. Adanın karşısına düşen, yarımada uzantısı ise sanki bu gözün üzerindeki kaş gibiymiş. İşte böylece Kaş’la göz birbirlerini tamamlamışlar. Antik çağda Lykia bölgesinin küçük ama çok önemli liman bölgesiymiş Kaş. Ayrıca Antalya’nın yer aldığı antik Pamphylia bölgesini, Phaselis ve Patara üzerinden antik Karia’nın önemli kentleri Stratonikeia ve Alabanda’ya bağlayan yolun üzerinde olduğu için de dönemin önemli merkezlerinden biri olmuş. Kaş bugün de aynı özelliğini koruyor aslında. Tarihi ve turistik pek çok beldenin tam arasında olan Kaş hem kendine has güzellikleri hem de Kekova, Demre, Kalkan, Patara, Saklıkent ve hatta Fethiye’ye olan yakınlığı ile de hareketli ve bol gezili bir tatil imkanı sağlıyor.

Read more »

Ayvalık-Kazdağları ve yaz…


Ege Denizinde Edremit Körfezinin hemen altında yer alır. Önünde bulunan irili ufaklı adaların meydana getirmiş olduğu ilginç ve ilginç olduğu kadar da güzel sahil şeridi görülmeğe değer. Ayvalık, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde oldukça önemli bir yer tutar. Aynı oranda meşhur olan başka bir özellikte burada esen İmbat rüzgarıdır. Şehrin genel yapısında, daha önce burada oturan Rumların etkisi büyüktür. Bölgede bol miktarda bulunan volkanik tüf kayasından (sarımsak taşı) yapılan taş binalar, Neo Klasik stilinin ilginç örneklerini verirler. Birinci Dünya savaşından sonra politik nedenlerle burada oturan halk, Girit, Makedonya ve Ege adalarında oturmakta olan Türklerle yer değiştirmiştir. Aslında ne gidenler ne de gelenler yerlerinden memnundur ama kader böyle istemiştir.


Read more »

Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklan alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür.


Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, yılan ve kertenkele Tabiat Parkı’ nın faunasını oluşturur.


Read more »

Side Yunanca “nar” anlamına gelmektedir. Birçok sayıda efsanelerle özdeşleştirilmiş önemli bir antik kentimiz olan Side, antik kalıntıları, ince kumlu plajları, çok sayıda modern turistik tesisleriyle her aradığınızı bulabileceğiniz bir tatil merkezidir.


Gezilecek Yerler:

Side Müzesi: Side Müzesi’nde Helenistik, Roma ve Bizans Devri’nden yazıtlar, silah kabartmaları, Roma Devrinde yapılmış Grek orijinallerinin kopyası olan heykeller, torsolar, lahitler, portreler, ostotekler, amphoralar, sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun kaideleri sergilenmektedir.

Read more »

 

 

 

Ege Bölgesinin güneyinde yer alan Muğla, Asar (Hisar) dağı eteklerinde ovaya doğru yayılmış, kendine has mimarisi, daracık sokakları ve herbiri turizm merkezi ilçeleri ile tam bir turizm cennetidir.

MUĞLA,ülkemizin güneybatı köşesinde, Toros kıvrım sistemiyle Batı Anadolu kıvrım sisteminin iç içe girdiği dağlık ve engebeliğin Menteşe yöresinde yer almaktadır  Dağları örten kıyıya inen ormanları ve geçmiş uygarlıkların kalıntılarıyla bezenmiş doyumsuz güzellikleri vardır  Şehir merkezi Karadağ, Kızıldağ, Masa dağı, Hamursuz Dağı ile çevrelenmiş olup Hisar Dağından ovaya doğru yayılır.

Muğla’da Akdeniz iklimi etkisinde kalan kara iklimi hüküm sürmektedir  Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır  Yağışlar genellikle Kasım ve Mart ayında yoğundur.Yıllık sıcaklık ortalaması 14 .9′dur.

Muğla ili, Antikçağ’da Karia olarak bilinen bölgenin sınırları içinde kalmaktadır. Kentin adı, 1889 Aydın Vilayet Salnamesi’nde “Mobella” olarak geçmektedir .

Yerleşim tarihi M Ö  3000’lerdeki Doğu Yunanistan ile Batı Anadolu kıyıları arasındaki karşılıklı göç hareketleriyle başlamaktadır Bölgedeki ikinci büyük göç olayı M Ö  12  yüzyıl başlarındadır  Muğla bölgesine hâkim olan Karialılardan sonra M Ö  1200’lerde gelen kolonistlerin egemenliği görülür Daha sonra Pers, Makedonya egemenliğine giren bölge Büyük İskender’in ölümüyle sırasıyla Seleukosların, Rodos Krallığı’nın, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine girmiştir .

1261 yılından sonra Menteşe Beyliğiyle Türklerin eline geçen Muğla, Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlıların egemenliğine geçmiş ve sancak yapılarak, Anadolu Eyaleti’ne bağlanmıştır.

Read more »

Yıl sonuna kadar uçaklarda boş yerin olmadığı, İngiliz turistlerin bayıldığı, Rusların tanışmak için can attığı, Türklerin vazgeçemediği ve çılgınlık duvarlarının aşıldığı bir eğlence merkezi olan Bodrum, bu çılgın kalabalığı akvaryumu anımsatan koylarıyla serinletiyor.

İlk kez kez 1968 yılında tanıştığım Bodrum ile son yılların Bodrum’u arasında dağlar kadar fark oluşmuş. Örneğin çarşı içinde Bodrum’a has ve denizin mücevheri niteliğindeki süngerleri satanlar, yine mücevher satan kuyumcular olmuşlar. Ucuz diye konakladığım Halikarnas pansiyon, balkanların en büyük diskosu olmuş. 30 km’lik yolu virajları ve darlığı ile 2.5 saatte aldığımız Bodrum yolu, neredeyse uçak iner hale gelmiş. Bu sayfada gördüğünüz siyah beyaz fotoğraf, 30 yılın nasıl geçtiğini gözler önüne seriyor.

BODRUM TARZI EĞLENCE


Bodrum yarımadası üzerinde Türkbükü,Gölköy,Gümbet gibi bir çok yer turistlere çeşitli eğlence seçenekleri sunuyorsa da eğlencenin kalbi yine Bodrumun içinde atıyor ve her şey bu yıl biraz daha belirginleşmiş gibi görünüyor .Genellikle huzur, nispeten daha sakin ortam arayanlar ile yaş ortalaması biraz daha yüksek olanlar Bodrum Kalesi ile marina arsındaki lokalleri tercih ederken ,gençler ve yabancı turistler başta olmak üzere ruhunda çılgınlık olanlar, doyasıya dans edip, yüksek volümlü müziği tercih edenler, Kale ile Halikarnas tarafını seçiyorlar. Bu bölümde yürüyenlerin yanısıra dükkanların çokluğu alışveriş,disko barlar daha yoğun bir ortam oluşturuyor. 2007 yazı itibariyle hanımlar tek omuzu ve göbeği açıkta bırakan t-shirt ile kemersiz düşük belli dar pantolonları altına giydikleri topuksuz tokyo türü açık sandaletleri tercih ederken, beylerde belirgin bir modaya rastlanmıyor. Bodrum gecelerine bol uzun paça şort altına spor ayakkabı giyende var, üstünde milli takım forması veya kolları kıvrılmış uzun kollu gömlek giyende görülüyor. Genelde rahat ve salaş kreasyonlar bantlı sandaletlerle tamamlanıyor. Yemek sonrası 22.30- 23.00 de canlılık kazanmaya başlayan Bodrum disko barlarında bir gezintiye çıkabilirsiniz..

Read more »

Dört mevsim güneş aldığı için yaz sezonu oldukça uzun olan Kıbrıs’ın birçok noktasında denize girmek mümkün. Birbirinden güzel plajlarıyla farklı seçenekler sunan Kuzey Kıbrıs sahilleri, altın sarısı kumu ve berrak deniziyle misafirlerini bekliyor.

Akdeniz’in doğusundan Arap Yarımadası’na doğru uzanan Kıbrıs, dört tarafı eşsiz plajlarla çevrili bir ada. Berrak denizi ve muhteşem kumsallarıyla tarih boyunca adından söz ettiren Kıbrıs, hâlâ el değmemiş halde duran birçok koyuyla cazibesini günümüze kadar taşıyor.
Kuzey Kıbrıs sahillerinde, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’in doğduğu yer olarak geçen ‘Altın Kumsal’dan Caretta Caretta kaplumbağalarına evsahipliği yapan Alagadi’ye; eşsiz kumsalıyla büyüleyici bir atmosfer sunan Bafra’dan Girne’deki çıkarma koyuna kadar birçok farklı seçenek var.

Gelin şimdi antik çağlardan günümüze büyüleyiciliğini koruyan, tanrıçalardan prenseslere herkesin ilgisini çeken Kıbrıs plajlarını yakından tanıyalım.

Read more »

Kaş köyleri edinilen belge ve buluntulara göre,Lykia medeniyetinin en önemli bölgesidir.Teke Yarımadası sahillerinin M.Ö.6 bin yılı öncesinden beri iskan edildiği bilinmektedir.Kaş arazi kesiminin batısında ve denize bakan bir tepede kurulmuştur.Şehir daha sonra genişlemiş, kuzeybatıya doğru büyümüştür.Kaş’ın doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda birçok kaya mezarı bulunmaktadır.Lykia yazılarını taşıyan kaya mezarları, “ionik” tarzda şekillendirilmiştir.Kaş’ın eski ismi Antiphellos ‘tur.Bu isimdende anlaşılacağı gibi şehir bir Lykia şehridir.

Read more »