image

Bu kaplıcanın, 60 derecede çıkan suyunun çevresinde kırmızı, yeşil ve beyaz renkli travertenler oluşmuştur bu yüzden kaplıcanın adı kırmızısu diye de anılır. Bu renkli travertenler, oluşturdukları renk cümbüşüyle görülmeye değer bir doğa harikası sergilemektedirler. Bu kaplıca şifanın yanında sizlere birçok tatil olanağı da sunmaktadır. Örneğin, sadece 5 km uzaklıktaki Pamukkale travertenlerini ve Hierapolis antik kenti harabelerini ziyaret edebilir, Pamukkale kasabasında gece yürüyüşü yapabilir ve akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Ayrıca, hem doğal güzellikleri görmek, hem şifa bulmak hem de eğlenmek istiyorsanız: Karahayıt Belediye Başkanlığı tarafından her yıl 6-7-8 Temmuz tarihleri arasında Uluslararası Karahayıt Termal Kırmızı Su Kültür Ve Turizm Festivali yapılmaktadır.

Read more »

Kekova

Doğa ile tarihin bütünleştiği ve turkuaz denizin binlerce koyla çevrildiği bir yeryüzü cenneti Kekova. Kaş’tan sonra Uluburun geçilerek Kekova’ya doğru yol alındığında önce Sıçak Yarımadası ile karşılaşılıyor. Sıçak İskelesi’nde Aperlai antik kenti, yarımadanın ucunda ise Toprakada ve Karaada yer alıyor. Bundan sonra Kekova Adası uzanıyor. Bu adadan dolayı tüm bölge Kekova adıyla anılıyor. Kekova bölgesinin bu koyları, her mevsimde doğal liman görevi üstlendiği için yatçıların en favori kıyılarından aynı zamanda. Kekova Adası’nın kuzey sahili boyunca, antik Apollonia kentinin M.Ö. 4. yüzyıla ait yazlık yalıları, yer yer su içinde görülebiliyor. Tarih içinde yörede oluşan tektonik olaylar bazı yalıların deniz seviyesinin altında kalmasına yol açmış. Bölgeye adını veren Kekova Adası, Simena’nın tam önünde Kaş-Demre arasında yer alıyor. Kekova Adası depremlerle kısmen suya batmış olduğu için batık şehir olarak anılıyor. Simena’dan tekneyle 10 dakikalık uzaklıkta yer alan ada üzerinde bulunan Tersane Koyu’na tekneyle ulaşılabiliyor. Batık Şehir üzerinden teknelerle geçerken su altında kalan şehrin izlerini ve merdivenleri görebilirsiniz. Bölge koruma altında alınmış ve buradan dalmak yasak.

Read more »

Ayvalık-Kazdağları ve yaz…


Ege Denizinde Edremit Körfezinin hemen altında yer alır. Önünde bulunan irili ufaklı adaların meydana getirmiş olduğu ilginç ve ilginç olduğu kadar da güzel sahil şeridi görülmeğe değer. Ayvalık, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretiminde oldukça önemli bir yer tutar. Aynı oranda meşhur olan başka bir özellikte burada esen İmbat rüzgarıdır. Şehrin genel yapısında, daha önce burada oturan Rumların etkisi büyüktür. Bölgede bol miktarda bulunan volkanik tüf kayasından (sarımsak taşı) yapılan taş binalar, Neo Klasik stilinin ilginç örneklerini verirler. Birinci Dünya savaşından sonra politik nedenlerle burada oturan halk, Girit, Makedonya ve Ege adalarında oturmakta olan Türklerle yer değiştirmiştir. Aslında ne gidenler ne de gelenler yerlerinden memnundur ama kader böyle istemiştir.


Read more »

Polonezköy; İstanbul’un Anadolu yakasında Beykoz sırtlarına kurulu şirin bir yer, eski bir Polonya köyü. Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasi lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kurulmuş.

Padişah Abdülmecit’in izniyle 1800’lü yılların ortalarında köye yerleşen göçmenlerin torunları, hala köyde yaşıyor. Ülkelerinin 1842′de işgal edilmesiyle, mücadelelerini yurt dışında sürdürmek isteyen bir grup Polonyalı’nın kurduğu ve adlarını verdikleri tabiat ve yaşam diyarı. Binbir çeşit ağaç ve bitki türüyle gelenleri kendisine hayran bırakıyor. Bahar ayları Polonezköy’ün canlanışına sahne oluyor. Oksijen içinde yapılan keyifli gezilerin yanı sıra, özel koşu ve bisiklet parkurlarından da faydalanılan Polonezköy, paintball, binicilik, tenis ve golf gibi sporları yapmak için de ideal bir yer. Köyde denize giremeseniz de bahçeleri, kır lokantaları, piknik alanları, şirin otelleri, doğa sporları, dinlenme ve at binme olanaklarıyla huzurlu bir tatil yapabilirsiniz.

Read more »

Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklan alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür.


Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, yılan ve kertenkele Tabiat Parkı’ nın faunasını oluşturur.


Read more »

Bu seferki istikametimiz Mudanya’nın yanıbaşındaki Zeytinbağı ya da eski adı ile Trilye. Mudanya, Mütareke Binası ve eski Rum Mahallesi ile çok daha fazla bilinen bir yer, ama 10 dakika mesafedeki Trilye, tam anlamıyla korunmuş köyü, zeytinleri, tarihi yerleri ve tertemiz havası ile özellikle günübirlik geziler için bire bir. Trilye, Güney Marmara’da küçücük bir belde. İstanbul’dan araçsız gelecekler için en kolay yol Mudanya’ya kalkan deniz otobüsüne binmek. Oradan yarım saatte bir kalkan minibüslerle hemen Trilye’ye ulaşılıyor. Deniz yolunu katınca İstanbul Trilye arası 135 km.

Ama biz araçla feribota binip Yalova’ya ulaşıyoruz. İstanbul Deniz Otobüsleri’nin Yenikapı ya da Pendik’ten kalkan feribotları, hem çok rahat hem de yolu çok kısaltıyor. Fakat özellikle yaz aylarında biletleri önceden almak en iyisi. Biz feribottan indikten sonra Gemlik yolundan devam ediyoruz. Deniz kokusu burnumuzda, zeytin ağaçları arasından Mudanya’ya varıyoruz. Mudanya sahili denize girmek için pek uygun değil ama yöredeki turizm belgeli tek tesis Montana Otel, hem turistik amaçlı hem de iş toplantıları için gelen konukları ağırlıyor.

Mudanya’nın dar sokaklarında ve cumbalı evlerin arasında kısa bir tur attıktan sonra esas istikametimiz Trilye’ye doğru yola koyuluyoruz. Yol biraz keskin virajlı olduğu için dikkat etmek gerekiyor. Tam yemek saatinde kırmızı kiremitleri hemen göze çarpan Trilye’ye varıyoruz. Trliye sahilinde dört tane balık lokantası ve çay bahçeleri var. Tesislerin hepsi tertemiz aile işletmeleri. Balık lokantaları, yöresel tarzda döşenmiş. Tahta masalar ve rengarenk örtüler, daha masaya oturmadan insanın içini açıyor doğrusu.

Read more »

Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu
İster dağa çıkın, ister denize inin…

Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer… İsterseniz Kazdağı’na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin…
http://www.sihirlitur.com/gezi/altinoluk/images/e.jpgİsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz
ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü.

Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi’nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı’nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip. Read more »

Ege bölgesinin güney noktasında, Milas  İlçesi’nin sınırları içerisinde, Söke Ovası’nde yer alıyor. Antik kalıntıları ve  muhteşem doğası ile görülmeye değer bir yer.

Gezilecek Yerler

İÖ. 4. yüzyılın başlarına kadar Ege Denizi’nin bir körfezi olan gölün, Büyük Menderes Nehri’nin körfez ağzına yığdığı Alüvyon sonucunda denizle bağlantısı kesilmiş. Halen suyunun belli belirsiz tuzlu olduğu göl, yağmurlu mevsimin sonlarında 6.708 hektarlık bir alana yayılıyor.
Üç tarafı dağlık, yalnız batı tarafı ova olan Bafa Gölünün yüzölçümü 65 km², çevresi
50 kilometre. Gölün en derin yeri  21 metre..

Üç tarafındaki dağlardan ve bilhassa Beşparmak Dağından inen sularla besleniyor.. Göle fazla gelen sular yığıntı halindeki seddin güney ucundan Büyük Menderes’e dökülüyor.

Read more »

Karadeniz/Karabük/Safranbolu

Karabük iline bağlı olan ve adını bölgede yetişen “safran” bitkisinden alan Safranbolu, Roma, Bizans, Selçuklu döneminin ardından Osmanlı topraklarına katılmış. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor. 1994 yılından beri Türkiye’de Dünya Miras Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri. Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihi evleri ile birçok turistin ilgisini çeken Safranbolu’yu kesinlikle ziyaret etmelisiniz.

 

 

 

 

 

 

Safranbolu, Orta Asya’dan göç ederken Oğuz Türklerinin Karakeçili aşiretinin geçiş noktalarından biri olmuş ve aşiretin kollarından biri tarafından kurulmuş. İlk yerleşim Yörük Köyü’nde başlamış ve Osmanlı baskıları sonucu yerleşik düzene geçilmiştir. Safranbolu’nun en eski evi olan ‘Onbaşıgil Evi’, 450 yıllık… Türkiye’de koruma altına alınmış 40 bin yapıdan yaklaşık 800 tanesi Safranbolu sınırları içinde bulunuyor, bu da yörenin tarihi önemini açıkça belirtiyor.

Read more »

 

Fethiye, Akdeniz’in içinde irili ufaklı adaların serpiştirildiği Fethiye körfezi içinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır. Doğal güzellikleri zengin tarihi ve kültürel mirası ile Ölüdeniz dünya çapında haklı üne kavuşmuş bir yeryüzü cennetidir. Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan bugünkü Fethiye’nin Antik Çağlardaki adı Telmessos’dur. Yörede, sıcak ve kurak yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yaz aylarında 30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerindedir. Deniz suyu sıcaklığı hiçbir mevsimde 16 derecenin altına düşmez.

 

 

 

Read more »