
|
Tarihçe:Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180′i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi’nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa’yı, 1331 yılında İznik’i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ”kızık” adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir. İklim:Kışlar genel olarak çok yağışlı,yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer. |
|
Trabzon için söylenebilecek ilk üç kelime; yeşil, yeşil, yeşil… Yağmurlu iklimi sayesinde, yörenin birçok yerinde yeşilin her tonunu bir arada görebilirsiniz. Temiz havayı içinize solurken buradaki yaşamın ne denli sağlıklı olduğunu düşünerek hayallere dalacaksınız. Ama dikkat edin, bu kadar doğal bir hava size zarar verebilir. Malum! Stres, hava kirliği, kornaları sesleri derken, vücudumuz bu anormal yaşamı normal olarak algılıyor ve gerçekten normal olan, temiz havayı solurken zorluklar çekebiliyorsunuz.Ruhunuza ve vücudunuza iyi gelecek olan bol oksijenin dışında, Trabzon’da oldukça farklı şeylerle karşılaşacaksınız. Değişik bir yaşam kültürü, bu kültürün getirdiği farklı yemekler, gezilecek bir çok yer, hırcın Karadeniz dalgaları, hamsi kokuları, tulum sesleri ve insanlarının farklı bir şiveyle, farklı bir dille konuştukları, Trabzon’da belki de, kendinizi bulacaksınız.
|
|
Antalya, Kemer-Kumluca arasında bulunan Çıralı, her yıl sahiline yuva yapan Caretta caretta’ların yanı sıra çok sayıda hayvan ve bitki türünü barındıran bir bölge. Doğal güzelliğinin yanı sıra yakınında bulunan antik Olimpos kenti, mitolojide adı geçen Yanartaş (Olimpos Dağı’nın yanartaşı), portakal bahçeleri ve seralar bölgeyi doğa ve tarih meraklıları için oldukça cazip kılıyor. Kışın nüfusu 500 civarında olan ve yaygın bir şekilde ev pansiyonculuğu yapılan köyün yatak kapasitesi yaklaşık 1500. Çıralı’nın tarihi ve doğal zenginliği, yasal statüler geliştirilerek koruma altına alınmış durumda. Olimpos antik kentinin bulunduğu vadi ve onun denize açıldığı kumsal, Arkeolojik SİT Alanı içinde. Kumsalın kuzeye doğru devam eden üç kilometrelik bölümü ve kıyı ise I. ve II. Derece Doğal SİT Alanı. Bugüne kadar turizmin getirdiği kirlenme ve yapılaşmadan payını almayan Çıralı’nın özelliklerini koruyarak gelecek kuşaklara bırakılması hedefleniyor. Her yıl sahiline yuva yapan Caretta caretta’ların Olimpos kumsalında yuvalama açısındaelverişliği azaltan çakıl yoğunluğu vardır. Çıralı kumsalında ise deniz çizgisinden hemen sonraki bir metre iri kumlu ve çakıllı bir banttan oluşursa da, daha sonra ince kumlu kumsal devam etmektedir. Üreme yoğunluğu da bu kumsaldadır. Kumsalın ardında, doğal bitki örtüsümakiler ve,fiştik çamı ağaçlan yer alır. Çıralı, Olimpos Milli Parkına ismini veren Olimpos antik kentini kapsaması nedeniyle l nci Derece Doğal SİT Alanı ve Arkeolojik SİT Alanıdır. Ancak, Olimpos Milli Parkının sınırları dışına çıkarılmıştır. Burada yer alan Yanartaş (Chimera) doğal gaz ateşi ile sürekli yanmakta ve ziyaretçiler için çekicilik taşımaktadır. Çıralı kumsalı, tüm dünyada nesli tehlike altında bulunan Caretta caretta denizkaplumbağalarının Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında yuvaladığı önemli kumsallar arasındadır. Yakınındaki üreme kumsalları Tekirova ve Kumluca’da artmakta olan insan baskısı, Çıralı kumsalının önemini daha da arttırmaktadır |
|
Dilek Yarımadası Milli Parkı ülkemizin en önemli değerlerinden biri. Milli Parkın yemyeşil yamaçları, hayranlık uyandıran dağları, gizemli kanyonları ve tertemiz koyları var. Doğal ortam, bitki zenginliği fotoğraf tutkunları için sonsuz imkan sunuyor. Aydın il sınırları içinde kalan Dilek Yarımadası Milli Parkı soyu tükenmiş kabul edilen Anadolu parsı ya da leoparının bir zamanlar yaşadığı yer olarak biliniyor. Öte yandan yaşam mücadelesi veren Akdeniz fokları ve deniz kaplumbağaları da yarımadanın ziyaretçilerinden sayılıyor. Kuşadası Söke ilçe sınırları içerisinde yer alan Milli Park 11.000 hektarlık bir alanı kapsıyor. Bunun 5 hektarlık bölümü ziyarete açık, günü birlik kullanım alanı olarak değerlendiriliyor. Tertemiz denize sahip koyları, sakin ve huzurlu bir tatil arayanların, fotoğraf meraklılarının tercih ettiği, yozlaşmamış haliyle ziyaretçileri ağırlıyor. |
|
Yamanlar Dağı’nı tırmanırken İzmir Körfezi’ni hiç bu kadar yüksekten seyretmediğinizi farkedeceksiniz. Dağın tepesine geldiğinizde birden yemyeşil ağaçlar arasında sürpriz gibi Karagöl belirecek. Karagöl 35 dekarlık minik bir krater gölü. İçinde yüzen ördekleri, yapraklarını suya eğen söğüt ağaçlarıyla bir fotoğraf karesini andırıyor. Karagöl’ün mitolojide de yeri var. İzmirliler Bayraklı’ya yerleşmeden önce Karagöl’ün bulunduğu çevrede yaşarlarmış. İzmir çevresi haftasonu gezileri için mükemmel fırsatlar sunar. İster deniz kenarına gidebilir, ister dağlara çıkabilir, isterse İzmirliler’in bile henüz keşfetmediği köyleri gezebilirsiniz. Mesafelere bağlı olarak İzmir’de genel olarak şöyle bir kural işler: Konak, Göztepe, Balçova taraflarında oturanlar yazın deniz, kışın haftasonu gezileri için Çeşme-Karaburun ya da Kuşadası taraflarını tercih eder. Karşıyaka’da oturanlar içinse rota Foça, Çandarlı, Dikili tarafları olur. Bu hafta size tanıtacağımız Karagöl, İzmir’in plakasında 35,5 yazdığı farzedilen tarafında yani Karşıyaka’da bulunuyor. Ama tüm İzmirliler’in, hatta İzmir’e yolu düşenlerin en az bir kez görmeleri gereken bir yer. En azından efsaneye göre ilk İzmirlileri ve Tantolos’u anmak için. |
|
|

Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır. O kültür varlıkları yanında doğal varlıklarca da zengindir.



