Kıbrıs ve heycan verici bir yaz…

Dört mevsim güneş aldığı için yaz sezonu oldukça uzun olan Kıbrıs’ın birçok noktasında denize girmek mümkün. Birbirinden güzel plajlarıyla farklı seçenekler sunan Kuzey Kıbrıs sahilleri, altın sarısı kumu ve berrak deniziyle misafirlerini bekliyor.

Akdeniz’in doğusundan Arap Yarımadası’na doğru uzanan Kıbrıs, dört tarafı eşsiz plajlarla çevrili bir ada. Berrak denizi ve muhteşem kumsallarıyla tarih boyunca adından söz ettiren Kıbrıs, hâlâ el değmemiş halde duran birçok koyuyla cazibesini günümüze kadar taşıyor.
Kuzey Kıbrıs sahillerinde, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’in doğduğu yer olarak geçen ‘Altın Kumsal’dan Caretta Caretta kaplumbağalarına evsahipliği yapan Alagadi’ye; eşsiz kumsalıyla büyüleyici bir atmosfer sunan Bafra’dan Girne’deki çıkarma koyuna kadar birçok farklı seçenek var.

Gelin şimdi antik çağlardan günümüze büyüleyiciliğini koruyan, tanrıçalardan prenseslere herkesin ilgisini çeken Kıbrıs plajlarını yakından tanıyalım.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Altınoluk’da Dinlenmenin Farkına Varın…

Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu
İster dağa çıkın, ister denize inin…

Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer… İsterseniz Kazdağı’na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin…
http://www.sihirlitur.com/gezi/altinoluk/images/e.jpgİsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz
ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü.

Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi’nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı’nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip. Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Cennet gibi birkaç gün…Antalya –Kaş

Kaş köyleri edinilen belge ve buluntulara göre,Lykia medeniyetinin en önemli bölgesidir.Teke Yarımadası sahillerinin M.Ö.6 bin yılı öncesinden beri iskan edildiği bilinmektedir.Kaş arazi kesiminin batısında ve denize bakan bir tepede kurulmuştur.Şehir daha sonra genişlemiş, kuzeybatıya doğru büyümüştür.Kaş’ın doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda birçok kaya mezarı bulunmaktadır.Lykia yazılarını taşıyan kaya mezarları, “ionik” tarzda şekillendirilmiştir.Kaş’ın eski ismi Antiphellos ‘tur.Bu isimdende anlaşılacağı gibi şehir bir Lykia şehridir.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Bafa gölü-Milas

Ege bölgesinin güney noktasında, Milas  İlçesi’nin sınırları içerisinde, Söke Ovası’nde yer alıyor. Antik kalıntıları ve  muhteşem doğası ile görülmeye değer bir yer.

Gezilecek Yerler

İÖ. 4. yüzyılın başlarına kadar Ege Denizi’nin bir körfezi olan gölün, Büyük Menderes Nehri’nin körfez ağzına yığdığı Alüvyon sonucunda denizle bağlantısı kesilmiş. Halen suyunun belli belirsiz tuzlu olduğu göl, yağmurlu mevsimin sonlarında 6.708 hektarlık bir alana yayılıyor.
Üç tarafı dağlık, yalnız batı tarafı ova olan Bafa Gölünün yüzölçümü 65 km², çevresi
50 kilometre. Gölün en derin yeri  21 metre..

Üç tarafındaki dağlardan ve bilhassa Beşparmak Dağından inen sularla besleniyor.. Göle fazla gelen sular yığıntı halindeki seddin güney ucundan Büyük Menderes’e dökülüyor.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Karabük/ Safranbolu’ya uzanmaya ne dersiniz?

Karadeniz/Karabük/Safranbolu

Karabük iline bağlı olan ve adını bölgede yetişen “safran” bitkisinden alan Safranbolu, Roma, Bizans, Selçuklu döneminin ardından Osmanlı topraklarına katılmış. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor. 1994 yılından beri Türkiye’de Dünya Miras Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri. Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihi evleri ile birçok turistin ilgisini çeken Safranbolu’yu kesinlikle ziyaret etmelisiniz.

 

 

 

 

 

 

Safranbolu, Orta Asya’dan göç ederken Oğuz Türklerinin Karakeçili aşiretinin geçiş noktalarından biri olmuş ve aşiretin kollarından biri tarafından kurulmuş. İlk yerleşim Yörük Köyü’nde başlamış ve Osmanlı baskıları sonucu yerleşik düzene geçilmiştir. Safranbolu’nun en eski evi olan ‘Onbaşıgil Evi’, 450 yıllık… Türkiye’de koruma altına alınmış 40 bin yapıdan yaklaşık 800 tanesi Safranbolu sınırları içinde bulunuyor, bu da yörenin tarihi önemini açıkça belirtiyor.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Egenin Pırlantası Sıcak Tatil Mekanı Çeşme

Egenin havası, insanlarının sıcaklığı, doğal güzellikleriyle bilinen Çeşme, plajları, gece hayatı, modern tesisleriyle de ziyaretçilerine keyifli bir tatil sunuyor. Yeni açılan mekanlar, plaj partileriyle oldukça hareketli bir gece hayatı yaşayabilir veya düzenlenen çeşitli festivallerle tatilinize renk katabilirsiniz. Her bütçeye uygun konaklama imkanı bulunan şirin beldesi sizleri bekliyor.

Nasıl Gidilir?

Çeşme’de bir hava limanı henüz bulunmamaktadır. Uçakla geliyorsanız önce İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda indikten sonra İzmir-Urla-Alaçatı-Çeşme hattından 80 km’lik bir otoyolla Çeşme’ye karadan ulaşabilirsiniz

İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yolla bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, hava ve deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır. Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ve belediye otobüsleri çalışmaktadır.

Muhteşem Plajlar

29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız.Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki ; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi,bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa surf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Sessiz Sakin Ama Bir Doğa Harikası : Karaburun

karaburun, eg eve akdeniz kıyalarında yerli yabancı turistler tarafından akın akın gidilen yerlerden değil. dolayısıyla sessiz, sakin, kalabalıklardan kaçan , enteresan yerlerden hoşlanan gezginler için uygun yerlerden biri. karaburun, urla yarımadası’nın kuzeyinde yer alıyor. izmir körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları hoş koylarıyla bir şerit durumunda uzanır. ilçenin geçmişi ve insani yerleşimi taş devrine kadar uzanıyor. çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda elde edilen buluntulardan hititler dönemi’nde buranın ileri bir kültür merkezi olduğu, daha sonra yöreye egemen olan aiol , lidya. helen ve roma uygarlıkları döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak geliştiği biliniyor.

karaburun esasında, izmirlilerin urla yarımadasındaki, mordoğan ve urla gibi yazlık yerlerinin bulunduğu bir yer olarak yıllarca bilindi durdu. bilhassa karaburun yolu üstündeki mordoğan, yazlık evleriyle günü birlik tatilcilerden çok, izmir ve civarında yaşayanlara seslendi. karaburun’un çok göz önünde bulunmamasının nedenlerinden biri ise, yolunun bozuk olması. dolayısıyla geleni gideni az olan bir yer olarak biliniyor. ama masmavi deniziyle, yemekleriyle, doğasıyla kesinlikle görülecek yerlerden biri. izmir körfezi’nin batı ucunda yer alan karaburun, kendi adıyla anılan yarımadanın en bakir yöresidir. karaburun’un en büyük zenginliği ise, bozulmamış doğası, mavi bayraklı koyların yer aldığı denizi ve bölgenin nefis bitki örtüsüdür. o nedenle karaburun özelliğini kaybetmeyen türkiye’deki çok az yerden biridir.


karaburun yarımadası’nın en büyük özelliği, zeytinde “hurma”yı, çiçekte “nergiz”i, sebzede “enginar”ı, kendine has özellikleriyle yalnızca burada bulma şansının olmasıdır. yüzlerce şifalı otu, onlarca çeşit kekik ve adaçayını, doğanın eşsiz hediyesi yüzlerce kır çiçeğini, karaburun yarımadası bünyesinde barındırmaktadır.

izmir çevresinin en temiz denizi karaburun’dadır dense yeridir. dalma merakı olanlar için de karaburun alternatifler sunmaktadır. yanınızda dalma malzemelerinin bulunmasında yarar var. karaburun etrafında de denizden gezilebilecek yerler yer alıyor. bunların başında ise, büyükada ve küçükada geliyor. adaların denize girmeye ideal son derece hoş sahilleri de bulunmakta. karaburun’da çok az yerde görebileceğiniz bir manzara var. o da masmavi deniz kenarında yer alan limanla, günlük yaşam içiçe. hem de öyle içiçe ki şaşırırsınız. limanın içerisinde bazı evlerin girişleri, balkonları bile var. insanlar evin camına çıkıp, denizden gelen eşlerini herhalde burada bekliyordu diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Fethiye’de rüya gibi bir yaz…

 

Fethiye, Akdeniz’in içinde irili ufaklı adaların serpiştirildiği Fethiye körfezi içinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır. Doğal güzellikleri zengin tarihi ve kültürel mirası ile Ölüdeniz dünya çapında haklı üne kavuşmuş bir yeryüzü cennetidir. Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan bugünkü Fethiye’nin Antik Çağlardaki adı Telmessos’dur. Yörede, sıcak ve kurak yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yaz aylarında 30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerindedir. Deniz suyu sıcaklığı hiçbir mevsimde 16 derecenin altına düşmez.

 

 

 

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Şirince de şirin bir hafta sonuna ne dersiniz?

 

Bir zamanlar 40 ailelik bir aşiret tarafından kurulan bugünkü Şirince’nin ilk adı “Kırkınca”, ikinci adı ise “Çirkince” imiş. Böylesi güzel ve şirin bir köye bu adı yakıştıramayan dönemin İzmir Valisi Kazım Divrik Paşa, köyü ziyareti sırasında bugün de anılan “Şirince” adını koymuş. Tarih kitaplarına göre İsa’dan önce 5. yüzyıla kadar uzanan ünlü Ortodoks köyünden, günümüze gelen iki kilise bulunuyor Şirince’de. Selçuk müzesi önderliğinde, Amerikan Enstitüsü yardımlarıyla Aziz Yohannes Kilisesi restore edilip ziyarete açılmış. İkinci kilise ise kaderine bırakılmış olan ahşap ağırlıklı, kireç-saman karışımı sıvaları ve boyaları dökük yapı; hava koşulları ve özellikle yağışlar nedeniyle harap olmuş, ahşap tonozlu kilise. Köyün giriş kısmında sağ taraftaki tepede yer alan kilise, kitabesi olmadığı için eski adı bilinmiyor. Tonozlu ahşap çatıyı taşıyan yan duvarlar kalın ve sekiz pencereli. Pencerelerin her birinin üzerindeki panolarda 12 havarinin resimleri bulunurken, günümüzde sadece Andreas ve Markos’un adları ve resimleri kalabilmiş. Kilise tabanı mermer ve taş döşeli olup, bazı parçaların Selçuk’ta ki İsabey Camii ve St.Jean Bazilikasından getirildiği sanılıyor.

Adını, Yunanlı yazar Dido Satiriou’nun “Benden selam söyleyin Anadolu’ya” adlı romanının geçtiği mekan olarak da duyuran Şirince, bir açık hava müzesi görünümüyle ziyaretçi akınına uğruyor. Ege’nin incisi Selçuk ilçesine bağlı Şirince, mimari dokusu el işleri, şarap ve çöp kebabı ile hem göze hemde damağa hitap ediyor.

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
Cennete Kaçış;Antalya/Kumluca/Adrasan

 

Adrasan,

 

 Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş bir cennet. Çevresi çam ağaçları ile kaplı bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar esiyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar.

Adrasan ismi Rumcadan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağlarına dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor.
Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor.

 

 

Yazinin Devami icin Tiklayin »


 
« Older Entries

ad

ad2